Doğum Ağrısı Nasıl Azaltılır?

Doğum Ağrısı Nasıl Azaltılır?

Doğum ağrısı nedir? Nasıldır? Neye benzer ve azaltılabilir mi? Bütün bu sorular kafanı meşgul ediyor olabilir. Doğum ağrısını azaltma konusunda kendinizin yapabileceği şeyler olduğunu biliyor muydunuz? Bütün bu yapılabilecekleri ve dışardan alabileceğin destekleri bu yazıda bulabilirsiniz. 

Hamilelik haberini aldınız, belki coşkuyla belki de endişe ile karşıladınız. Zaman ilerledikçe veya hamileliğinizin en başında aklınızı meşgul eden bir soru var: Doğum ağrısı nasıl bir şey? Ve bunu azaltmak için neler yapabilirsiniz? Hatta doğum sancısından endişe ettiğiniz için sezaryen doğumu bile düşünüyor olabilirsiniz. Öncelikle şunu söyleyerek başlamak isterim, bütün bu duygu, düşünce ve hisleriniz çok normal. Bununla birlikte size iyi haberimse şu bu konuda yapabileceğiniz birçok şey de var.

1. Doğum Ortamını Hazırlamak:

Doğum Ortamı
Photo: The Bump to Baby Chapter

Doğum ortamını hazırlamak doğum ağrısını azaltmak için yapılabilecek en önemli konulardan biridir. Öncelikle işe nasıl bir yerde doğum yapacağınıza karar vermekle başlayabilirsiniz, eğer karar verdiyseniz bir an önce hastanenizin doğum katını gezmenizi tavsiye ederim.

Kedilerin doğuma yakın bir zamanda çevreyi gezip, koklayıp kendileri için en güvenli yeri aradığını biliyor muydunuz? Ve temelde insanlar da kediler de birer memeli ve doğum çok eski bir iş. O nedenle kedilerden feyz alın ve doğum yapacağınız yeri araştırın, görün, hangi imkanlar sunuyor inceleyin, eksiklikleri tespit edin.

Doğum hormonları ancak siz güvenli bir mekanda iseniz çalışır. Ancak hastane deyince aklımıza hastalık, tedavi ve korku geliyor olabilir. Bu nedenle bir hastane güvenli bir hale nasıl getirilebilir bunu araştırın. Araştırın dediysem kitapta ya da internette değil, kendi içinizde! Mesela, doğumuna eşlik ettiğim annelerden biri kendi çarşafını getirmiş ve kendi geceliğini giymişti. Bir diğeri ise eşi ile en mutlu olduğu anların fotoğrafını.

Odanın kokusunu değiştirmek-özellikle lavanta yağı-, loş ışıklar kullanmak, bütün bunlar doğum ortamının fiziki hazırlıklarıdır. Ancak en önemlisi doğum esnasında yanınızda olacak kişilerin size hissettirdikleri. Doktorunuzla olan ilişkiniz, ebeler, hemşireler. Eğer bu konuda seçme hakkınız varsa bu konuyu bu gözle tekrar değerlendirmenizi tavsiye ederim. Doğum ortamı mahremiyet gerektirir! Ve doğum ortamo yatak odası ortamı gibi olmalıdır. O nedenle yanında rahat etmediğiniz kişileri doğuma çağırmayın. Eğer istiyorsa eşiniz ve doulanızın yanınızda olması yetebilir.

Doğum ortamında bu yoğunlukla baş edemeyecek kişiler bütün iyi niyetleri ile size yardım etmek isteyeceklerdir. Mesela anneniz ah canım çok acı çekiyorsun diye söylediğinde bu size yapamadığınız ve vaz geçmeniz gerektiği mesajını verecek ve hissettiğiniz doğum ağrısının şiddeti artacaktır! Ya da bir hemşire gelip size bu kadar acı çekmene gerek yok hadi gel epidural yapalım diyebilir, çünkü size bildiği yolla yardım etmek istiyordur. Ancak bu söz size şu mesajı verebilir, sanırım ben bu işi beceremiyorum! Siz elinizden geleni yapmanıza rağmen böyle sözlerle ve iyi niyetli(!) tavsiyelerle karşılaşırsanız kendinize hatırlatın, ya da doulanız varsa bunu zaten hatırlatacaktır, bu sizinle alakalı değil ve siz gayet iyi üstesinden geliyorsunuz!

2. Doğum Ağrısı Zihnimizdeki Algı ile Alakalıdır!

İnsandan başka hiç bir memeli doğuma korku ile yaklaşmaz! Peki bu neden böyle olabilir?

Uzaya roket fırlatabilen gelişmiş insan beyni, doğum gibi ilk memeliden günümüze yapılan bir işte neden başarısız olur?

Sorunun cevabı çok basit: Doğum ilkel beyin ile yapılan, yapılması gereken bir süreçtir. Eğer siz gelişmiş insan beyni ile doğum yapmaya çalışırsanız muhtemelen olduğundan çok daha fazla acı çekeceksiniz! Şunu demek istiyorum:

Şehir koşullarında hayatımızı devam ettirebilmek için sol beynimizi aktif bir şekilde kullanmamız gerekir. Günümüzü planlarken, aylık bütçe hesapları, gelecek planları, hatta market alış verişi için yaptığımız liste. Ancak doğumda daha çok işimize yarayacak kısım sağ tarafımızdır. Bu nedenle sadece sol tarafı uyaran doğuma hazırlık eğitimlerini kesinlikle tavsiye etmiyorum. Doğuma hazırlık atölyelerimi detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz. Doğumlarına eşlik ettiğim annelere su içmelerini hatırlatmayı bile konuşmadan yaparım sol beyinlerini uyandırmamak için! Suyu önüne koymam yeterli!

Ve buna ek olarak bugüne kadar duyduğunuz korkutucu doğum hikayeleri doğum ağrısı algısını değiştirmiş olabilir. Eğer bu hikayeler sizi ele geçirmiş gibi hissediyor ve baş edemiyorsanız belki doğumdan önce bir doğum psikoloğu ile çalışmak işe yarayabilir.

Doğum esnasında neler yapabilirsiniz?

Doğum Doulası
Doula Olarak Destek Verdiğim Bir Doğumdan

Doğum sancıları sanıldığı gibi bir başlayıp bebeğiniz doğana kadar sürekli devam eden bir şey değildir. Doğal doğum hormonları ile bu süreç bir sancı bir mola olarak devam eder. Örneğin 45sn sancı 5dk mola gibi.

Her sancı geldiğinde sizin o sancıya bakış açınız nasıl? Eğer eyvah yine geldi ve ben yine yapamayacağım dediğinizde, bu düşünce size doğum ağrısını olduğundan çok daha fazla hissettirecektir. Bu nedenle sancı geldiğinde “Bebeğime bir adım daha yaklaşacağım”, “Ben sancıdan daha güçlüyüm” gibi sözlerle sancıyı karşılamak işinizi kolaylaştırır. Her sancı bittiğinde de kendinize aferin demeniz, kendiniz ile gurur duymanız ve molalarda dinlenme fırsatını kaçırmamanız çok çok önemli. Doğum yapan kadınların birçoğu molalarda-5 dk bile olsa- uyuklar. Bir sonraki sancı için hazırlık yapma fırsatıdır bu.

Doğumda size destek verenler…

Doğumda size destek verenler bu çerçevede size eşlik etmelidir. Olayı abartmadan, ama yanınızda olarak ve sol beyninizi uyandıracak sorulardan kaçınarak. Doğumda doğru, şefkatli ve profesyonel destek bu nedenle kritik önemlidir. Doğum doulası hizmeti hakkında detaylı bilgi için tıklayabilirsiniz.

Doğumun ruhunu anlarken belki şöyle bir yanılgıya da düşebiliriz. Doğum başlayacak ve yükselen bir eğride devam edecek ve tepe noktada doğum olacak. Oysaki doğum böyle bir şey değildir. Doğum da tıpkı hayat gibi inişi çıkışı olan bir süreç. Bu nedenle doğumun bazı anlarında kadınların coşkulu, bazı anlarında hüzünlü-ağlamaklı, bazı anlarında panik, bazı anlarında da vaz geçme gibi görünebilir, bütün bunlar çok normal. Bütün bunlar geldiğinde kendinize şunu hatırlatmak iyi olabilir. Bütün bunların hepsi bitecek. Çünkü doğum ağrısı bir hastalık ağrısı gibi değildir! Doğum ağrısı başlar biter mola gelir ve tekrar başlar, bebeğinizi kucağınıza alana kadar böyle devam eder. Ancak mesela diş ağrısı tedavi edilene kadar sürekli olur ve molası yoktur!

Doğum Ağrısı Neden Vardır?

Doğumda hissettiğimiz bütün o yoğunluk rahim kasılmalarından dolayı hissedilir. Ve bu rahim kasılmalarını “oksitosin” hormonu sağlar. Sizi şöyle bir şeye davet etmek istiorum; doğum ağrılarını bir işaretçi, bir rehber olarak görseydiniz nasıl olurdu?

Doğum yapan kadınların çoğu hareket etmek ister. Ve evet yatarak doğum yapmak doğum ağrısını artırır! Doğumda ağrısını azaltmak için hareket eden kadınları incelediğimizde, örneğin bir ayağını sandalyeye koymuş bir kadının rahmindeki bebeği o tarafta daha fazla alana ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Doğum ağrısını bir işaretçi olarak kabul edin ve o ağrıyı azaltmak için hangi pozisyona girmeniz gerekiyorsa onu yapın.

 

Peki eğer hamile iken bu yazımı okuduysanız, başka neler yapacağınızı hayal ediyorsunuz? Hadi yazın yorumlarda konuşmaya devam edelim.

Eğer doğum yaptıysanız, size neler iyi geldi ve neler iyi gelmedi? Yorumlara yazabilir, hamilelere bu konuda destek olabilirsiniz.

 

 

Hamilelikte Anne Bebek Bağlanması

Hamilelikte Anne Bebek Bağlanması

Bir bebeğe gebeyken aynı zamanda anneliğe de gebe kalınır. Bir bebek doğduğunda aynı zamanda bir anne ve bir baba da doğar

Pam England

Hamilelikte Anne Bebek Bağlanması

Hamile olduğunuz günden başlayarak o içinizdeki küçücük varlığın hayatta kalması için vücudunuz mucizevî bir şekilde değişmeye başlar. Hamilelik hormonları büyük bir hızla vücudunuza salınırken bu yoğunluğa ve farklılığa bedeniniz alışık olmadığından, ilk üç aylık dönemde kendinizi iyi hissetmemenize sebep olabilir. Ancak bu hisleriniz varsa şunu bilmelisiniz ki vücudunuz bu hormonlara alışması ve bebeğinizin hayatta kalması için müthiş bir çaba içerisinde. Hamilelikte anne bebek bağlanması için bir engel değil.

Hormonlar Bağlanma Kolaylaştırıcısı

Ben bu hormonlara bayılıyorum! Aklınızı bulanıklaştırabilir. Belki de doktorunuz ilk 12 hafta araba kullanmamanızı tavsiye etmiş bile olabilir. Siz de bu duruma belki biraz alınmış olabilirsiniz. Ya da eşiniz hiç olmadık yerde ağlamanızı, duygusallaşmanızı yadırgıyor olabilir. Ancak bu değişimler sizi anneliğe hazırlayan, bebeğiniz ile bağınızın oluşabilmesi için atılan ilk adımlardır. Nasıl mı?

Günlük hayatımızda ve özellikle şehir hayatında sol beynimiz çok daha aktiftir. İşe gitmek için trafikte araba kullanarak en kısa zamanda nasıl ulaşacağınızı hesaplarken, markete gitmeden önce neler alacağınızı düşünürken vs vs. Sağ beyin yaratıcı alanımızdır ve olaylara bütünsel bakabilmemizi, farklı çözüm yolları bulabilmemizi sağlar. İşte bu hamilelik hormonları ile bulanıklaşan zihniniz sizin hayata farklı bir bakış açısı ile bakabilmenizi sağlayabilir. Karakteriniz ve yaşadıklarınızdan kaynaklanan düşünceler, sesler, içinizdeki ebeveynin sesi bu zihin bulanıklığı ile geri plana atılır. Bebeğinizi hayatınızın tam ortasına yerleştirebilmeniz için o günlük telaşlar, korkular daha geride kalır. Belki fark etmişsinizdir; kendinizi hiç olmadığı kadar cesur veya haberleri izlerken çocuğunuzun geleceği için tedirgin iken daha önce hiç aklınıza gelmeyen yaratıcı çözüm yolları bulmaya başlarsınız.

Aldığınız nefesin bir kokusunun, duyduğunuz seslerin bir melodisinin, dokunduğunuz şeylerin farklı dokusunun olduğunu fark edebilirsiniz. İçinizde sadece bir bebek yoktur, büyük bir yaşama sevinci de kaplamıştır her yanınızı. Ya da çok yorgun ve stres altında iken vücudunuz hemen pes eder ve dinlenmeniz için her yolu dener, dinlenmeniz için sizi zorlar. Belki de vücudunuzda eksik olan bir vitamini yiyeceklerden almanız için aşerersiniz. İşte bütün bunlar bebeğinizin sizin ile ilk iletişimleridir. Ve siz bebeğinizin sesine cevap vermeye başladığınızda anne-bebek bağlanması için ilk adımı atmışsınız demektir. Hamilelikte anne bebek bağlanması buna benzer.

Bebeğinize Annelik Etmeye Başladınız bile

Hatta belki de bunlara ek olarak kendinizi çok sıkmadan, sadece kendinizi iyi hissetmek için beslenmenize dikkat etmek. Hayatınıza ve bedeninize uygun yine kendinizi iyi hissettiğiniz bir spor ya da sadece yürüyüş yapmak. Veya sadece içinizden geldiği için ağaç gölgesinde çimlerin üstüne oturarak, kendiniz ile baş başa vakit geçirmek. Eşiniz ile birlikte vücudunuzdaki değişimi izlemek…Şu an aklıma gelmeyen; size, vücudunuza ne iyi geliyorsa onun peşinden giderek hamilelik sürecinde bebeğinize annelik yapmaya başlamışsınızdır.

Uyuşturuculardan/zararlı kimyasallardan uzak durmak, size iyi gelen sakinleştirici müzikler dinlemek(bu tercihe göre değişir, size hangisi uygun geliyorsa), eşinize ya da bir salonda hamile masajı yaptırarak bu süreci destekleyebilirsiniz. Özellikle hamileliğin ilerleyen zamanlarında bacak masajı size çok iyi gelecektir. Ya da sadece eşinizin dokunuşları, sarılması, saçınızı okşaması bile yeterlidir. Daha önce belki de hiç içgüdülerinizi dinlemediniz ve bunun nasıl olduğunu çoktan unuttunuz. Bu çok ama çok normal. Lütfen kendinizi bu konuda yadırgamayın. Çünkü büyük ihtimalle sizin çocukluğunuz da çoğunluğun olduğu gibi “ağlama bunda ağlanacak ne var!” , “gülme çok sesli rahatsız oluyorlar!”, “kediye dokunma mikrop kaparsın” gibi söylemler ile geçti. Bu da bize çocukluğumuzdan itibaren içgüdülerimize güvenmememizi öğretmiş olabilir.

Yaşadığımız şehir hayatında içgüdüleri ile hayatını devam ettirmek yadırganan bir durum haline geldi. Hamileliğiniz size bir fırsat olabilir bu açıdan. Duyusal hazlar, kendiniz ile baş başa kalacağınız vakitleri çoğaltmak, hatta sanat yapmak(sanat deyince gözünüzde büyütmeyin bir kağıt ve kalem ile plansız şeyler karalamak gibi), doğa ile sık sık iç içe olmak, hislerinizin farkında olmak(bunun için farkındalığın mucizesi kitabını tavsiye ederim) gibi basit şeylerle kendi iç sesinize kulak vermeye başlayabilirsiniz. Bu da içgüdüsel annelik için atacağınız ilk adım olabilir.

Hamilelik Sizi Ebeveynliğe Hazırlar

Gebelik dönemini sizi ebeveynliğe hazırlayan bir süreç olarak değerlendirebilirsiniz. İlk bebeğinizi beklemeniz ya da 2 -3 . bebeğinizi beklemeniz bu durumu değiştirmeyecektir. Eğer ikinci çocuğunuzu bekliyorsanız bu 4 kişilik bir aileye hazırlık dönemi olacaktır. Ve bu dönemde öğrenmeniz gereken ve bence size büyük bir avantaj olacak konu ise şudur “Denetimin elinizden kaçtığını kabul etmeyi öğrenmek”. Bu, doğumun ve ebeveyn olmanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Örneğin, hamilelikten başlayarak, duygularınız, bedensel işlevleriniz ve uyku düzeniniz üzerinde gittikçe daha az denetim sahibi olacaksınız. Bütün bu değişiklikler size hayat tarzınızın ve kişiliğinizin geriye dönülmez bir şekilde değişim geçirdiğini hatırlatır. Hamilelik döneminde bebeğiniz ile bağınızı güçlendirmek için yapabileceğiniz şeylerin en başında da eşiniz ve arkadaşlarınız ile bol bol vakit geçirmek, yemeğe çıkmak, tiyatro ve sinemaya gitmek, büyük çocuğunuzla(çocuklarınızla) eğlenceli, gezmeli vakitler geçirmek olsun. Evet, yanlış okumuyorsunuz bebeğiniz ile bağınızı güçlendirmek için kendi sosyal hayatınıza yatırım yapmalısınız. Belki de önünüzdeki birkaç yıl bunlardan uzak kalacaksınız. Sosyal rezervlerinizi bol bol doldurun ki yeni bebekten sonra çabucak boşalmasınlar ve sizin tahammülünüzü azaltmasın bu durum.

Günümüzde ne yazık ki kutlamalar ve hediyeler dünyaya gelecek yeni bebek üzerine kurulu, kimse yeni anne ve babayı kutlamayı onları şımartmayı düşünmez. Bunları düşünmelerini beklemeyin. Yakın çevrenizi organize edip bebek hediyesi yerine anne baba hediyesi kabul edeceğinizi duyurabilirsiniz. Yine yakın çevrenizi organize edip bebekten sonra hızlıca yemek yemenizi sağlayacak pratik şeyler ile buzluğunuzu doldurmanızı teklif edebilirsiniz. Bir işe yaradıklarını hissetmeye onların da ihtiyacı var ve sizin gerçek ihtiyaçlarınıza karşılık vermeleri için onları yönlendirebilirsiniz. Bu törenler hamilelikte anne bebek bağlanması kolaylaştırmak için harika yöntemlerdir.

Doğumda Anne Bebek Bağlanması

Toplumun bize öğrettiği, deneyimlerimiz ya da duyduklarımız doğum kelimesinin bizde çağrıştırdığı düşünceleri inşa eder. Şimdi size ‘doğum’ kelimesine farklı bir açıdan bakmanız için fırsat vermek istiyorum. Doğum esasında bir geçiş törenidir: Ebeveynliğe geçiş. Bebeğinize ‘hoş geldin’ dediğiniz, ilk kez göz göze geldiğiniz ve artık yüz yüze iletişim kurduğunuz bir kavuşma anıdır.

Bebeklerin en temel içgüdüsü hayatta kalmaktır, bu nedenle en büyük talepleri güvende olduklarını hissetmeleridir. Bu güven duygusu ise ilk zamanlar ihtiyaçlarının karşılanması ile oluşur. Eğer herhangi bir sağlık problemi yoksa ve acil müdahale gerekmiyorsa bebeğin doğumdan sonraki ilk talebi annesinin sıcak teni ve memesi olacaktır.  Doğmak için uzun ve zor bir yolculuk geçirmiştir. Artık emme refleksinin verdiği tetikleme ile anne göğsünde huzur bulmak, dinlenmek ve kendi güvenliğini sağlayacak anne babası ile tanışmak ister. Bu nedenle yapılan son çalışmalar doğumdan sonraki ilk saatlerin anne bebek bağlanması açısından önemini vurgulamaktadır. İlk karşılaşma ve ilk sinyallerine verdiğiniz yanıt…

Ebeveynlik Sorumluluk Almaktır

Esasında ebeveynlik basit bir ifade ile birinin yerine kararlar almanızı gerektiren bir süreçtir. Ve bu kararlar hamile iken alınmaya başlar. Hamile iken sizi takip edecek doktor, doğum yapacağınız hastane, doğumun nasıl olacağı, doğum sonrası kimlerden destek alacağınız ve onları nasıl organize edeceğiniz gibi. Doğum tercihlerinizi de bebeğinizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yapmak isteyebilirsiniz. İyi bir başlangıç, hem zorlu ve bol vicdan azaplı ebeveyn yolculuğunuzda size hem de bebeğinize çok iyi gelecektir.

Çocuğunuzun mutlu ve sağlıklı bir birey olarak hayatına devam edebilmesi için ona alan yaratmak olarak tanımlanabilir ebeveynlik. Bu da uzun ve yorucu bir iştir ve kabul etmek gerekir ki hiç de kolay olmayacaktır. Kendi içinizdeki sesler, yakın çevrenizden gelen sesler, toplumdan gelen sesler ve bütün bu seslerin varlığında kendi içgüdülerinizin sesini duymaya çalışmak kolay olmayabiliyor çoğu zaman. Ancak ebeveynliğe hazırlık dönemi olan hamilelik ve doğumda içgüdülerinizi dinlemeye başlamak, bunların farkında olmak anne&baba-bebek bağlanması için büyük ve çok önemli bir adım olabilir.

Doğumda ve hamilelikte anne bebek bağlanması genel olarak böyle bir şeydir diyebiliriz.

Bu zorlu ama bir o kadar keyifli ebeveyn yolculuğunuzda kendiniz ile bol keşifleriniz ve ailecek biriktirdiğiniz bol anılarınız olsun, bu yolculuğunuzu desteklemek için bir douladan destek almak isterseniz, tıklayınız.

Sevgiler